ARTEMİS TAPINAĞI

Ephesoslu Artemis’in Kutsal Tapınağı 1869’da J.T. Wood tarafından keşfedildi. Bunu 1904/05 yıllarında British Museum tarafından yürütülen kazılar (D.G. Hogarth – A. Henderson) ile 1965’ten itibaren A. Bammer yönetimindeki Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün (ÖAI) avlu sunağı ve en eski kutsal yapıyı keşfi izledi.
   En eski buluntular Geç Tunç Çağı‘na aittir; en geç Demir Çağı‘nın başından (M.Ö. 11. yüzyılın sonu) itibaren bölge bu inanca hizmet etmektedir. Kutsal yapının merkezinde batı doğrultulu, etrafı sütunlu galerilerle çevrelenmiş, birden çok yapı evresini tanımladığımız bir tapınak (peripteros) inşaa edilmiştir; bunların ardından mermerden çift peristasisli (dipteroi) iki adet peripteros tapınak inşaa edilmiştir. Bu peripteros düzenekli tapınakların en eskisi (günümüzde görülmemektedir) Arkaik Çağ‘da ayakta olup 13,5 × 8,5 m ebatlarındaydı. Taştan duvarları ve 4 × 8 düzeneğinde taş kaidelerin üzerinde duran ahşaptan sütunları bulunmaktaydı. İç kısımda altı sütunla çevrelenmiş dikdörtgen biçiminde bir baldakenin üzerinde ahşaptan bir kült heykeli durmaktaydı. M.Ö. 560’tan önce Lydialı Kral Kroisos’un da kısmen finanse ettiği mermerden birinci dipterosun inşaasına başlanmıştır. Yapının eni ancak 60 m, uzunluğu ise 100 m‘den fazladır. Özgün haliyle, pekçoğu kabartmalarla bezeli 106 adet sütunu vardır. Duvarlar, daha eski bir peripterosu ve bunun doğu yarısında kült heykelini barındırmak amacıyla tapınakvari bir yapının temelinin kullanıldığı alanı çevreleyen üstü açık bir avluyu kuşatmaktadır. Yalnızca sütunlu hol üzerinde çatı kornişi (geison) figürlü bir frizle bezeli bir dam bulunmaktaydı.
   Arkaik tapınak M.Ö. 356’da Herostratos’un çıkardığı yangına kurban gitmiştir. Hemen başlatılan yeni inşaatta bir önceki yapının figürlü simasına kadar başlıca yapı öğeleri tekrar edilmiştir. Büyük bir olasılıkla 18,40 m. yükseklikte 127 sütunu vardı ve yüksek bir basamaklı temelin üzerinde (bir önceki yapının seviyesinden 2,70 m. daha yüksekte) durmaktaydı. İç kısımda bir merdiven bir önceki yapının seviyesine inilmesini sağlamaktaydı.
   1973’te mimari bir deneme olarak çeşitli sütunların tamburları kullanılarak bir sütun dikilmiştir. 4. yüzyıla ait özgün bir kaidenin üzerinde durmakta, onun altında ise 6. yüzyıla ait bir parça yer almaktadır. Özgün sütunlar yaklaşık 4 m. kadar daha uzundurlar. 4. yüzyıla ait tapınak platformunun temelinde Arkaik bir plinthosun üzerinde yer alan bir sütunun temel kalıntısı bir başka mimari deneme için işaretlenmiştir. Arkaik tapınağın diğer gözle görülür kalıntıları batı yanda daha sonra üzeri kaplanmış güney yönlü çıkıntı yapan kısa bir duvar, bir avlu duvarının bölümleri ve bunun güney tarafında yatan bir kilise sütunudur.